• info@egitimadasi.com.tr
  • Kayit
Menu
  • Ana Sayfa
  • Hakkımızda
  • Okul Öncesi
  • İlkokul
  • kayit
  • Okulda Yaşam
  • İletişim

KÜÇÜK ÇOCUK HİKAYESİ

Bir zamanlar küçük bir çocuk okula başlamış. Oldukça küçük bir çocukmuş, okulsa büyük bir okul. Küçük çocuk bir gün bahçe kapısından sınıfına yürüyerek gidebileceğini keşfettiğinde çok mutlu olmuş. Bundan sonra okul ona eskisi kadar büyük görünmemeye başlamış. Bir sabah küçük çocuk okulda iken öğretmeni seslenmiş. “Bugün resim yapacağız”. Küçük çocuk çok sevinmiş çünkü resim yapmayı çok severmiş. Her türlü resim yapabilirmiş. Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler, trenler ve tekneler… Mum boyalarını çıkarmış ve başlamış çizmeye ama öğretmeni “Bekleyin. Daha başlamayın” diye bağırmış. Ve herkes hazırlanana kadar beklemişler. “Şimdi” demiş öğretmeni “Çiçek resmi yapacağız”. Küçük çocuk sevinmiş çünkü çiçek resmi yapmayı çok severmiş, güzel güzel çiçekler yapmaya başlamış. Pembe, portakal rengi, mavi… rengarenk çiçekler… Ama öğretmeni “Bekleyin. Ben size nasıl yapacağınızı göstereceğim” demiş ve tahtaya kocaman bir çiçek resmi çizmiş. Sapı yeşil kendisi kırmızıymış. “İşte böyle . Tamam şimdi başlayabilirsiniz” demiş öğretmeni. Küçük çocuk öğretmenin çizdiği çiçeğe bakmış sonra da kendi çizdiği çiçeğine. Kendi çizdiği çiçeği daha fazla sevmiş ama bunu söylememiş. Kağıdın öteki yüzünü çevirmiş ve öğretmeninkine benzer bir çiçek çizmiş; yeşil saplı kırmızı bir çiçek.

Bir başka gün küçük çocuk kapıyı kendi başına açabilmeyi başardığında; öğretmeni “Bugün hamur çalışacağız” demiş. Küçük çocuk çok sevinmiş hamurla oynamayı çok severmiş, hamurdan çeşitli şeyler yapabilirmiş. Yılanlar, kardan adamlar, filler, fareler, arabalar, kamyonetler…ve hamurunu yoğurmaya başlamış. Ama öğretmeni “Bekleyin; daha başlamayın” diye bağırmış ve herkes hazırlanana kadar beklemişler. “Şimdi” demiş öğretmen : “Tabak yapacağız”. Küçük çocuk çok sevinmiş; tabak yapmayı çok severmiş. Çeşitli boylarda ve renklerde tabaklar yapmaya başlamış ama öğretmeni: “ Bekleyin ben size nasıl yapacağınızı göstereceğim” demiş ve herkese derin bir tabak nasıl yapılır, göstermiş. “İşte böyle. Tamam, şimdi başlayabilirsiniz” demiş öğretmeni. Küçük çocuk bir öğretmenin yaptığı tabağa bakmış bir de kendi yaptığına.Kendi yaptığı tabağı daha çok beğenmiş ama hiç kimseye söylememiş. Hamurunu tekrar top haline getirmiş ve öğretmeninkine benzer bir tabak yapmış. Bu derin bir tabakmış. Çok geçmeden küçük çocuk beklemeyi öğrenmiş, izlemeyi ve öğretmeninkine benzer şeyler yapmayı da. Ama kendine özgü şeyler yaratamaz olmuş artık…
Daha sonra küçük çocuk ve ailesi başka bir şehirde başka bir eve taşınmışlar ve küçük çocuk başka bir okula gitmek zorunda kalmış. Bu okul diğer okuldan oldukça farklıymış.Daha ilk gün öğretmeni “Bugün resim çizeceğiz” demiş. Küçük çocuk çok sevinmiş. Öğretmeninin komut vermesini beklemiş ama öğretmeni hiçbir şey söylememiş. Sadece sınıfın içinde öğrencilerin arasında gezinmiş. Küçük çocuğun yanına gelince “Resim çizmek istemiyor musun?” diye sormuş. “İstiyorum; ama ne çizeceğiz?” diye sormuş küçük çocuk. Öğretmeni: “Buna sen karar vereceksin” demiş. “Nasıl çizeceğim?” diye sormuş küçük çocuk. “Nasıl istersen öyle” demiş öğretmeni. “Hangi renkle boyayacağız?” diye sormuş küçük çocuk. “Hangi renkle istersen onla” demiş öğretmeni ve devam etmiş. “Eğer herkes aynı resmi çizer aynı renkle boyarsa kimin hangi resmi yaptığını nasıl anlayabilirim ki ?” “Bilmiyorum” demiş küçük çocuk. Ve pembe, portakal rengi, ve mavi çiçekler yapmaya başlamış. Küçük çocuk yeni okulunu çok sevmiş…