1962 yılında ABD de David Weikard ve meslektaşları tarafından geliştirilen ve bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde uygulanmakta olan bir eğitim programıdır. Çocukların çok yönlü gelişimine bir başka değişle ‘sosyal, duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişimine ‘ önem veren lisanslı bir programdır.
Olumlu yetişkin-çocuk etkileşimleri, çocuklara karşı hoşgörülü bir öğrenme ortamı, tutarlı bir günlük akış ve çocukların günlük değerlendirmesinin bir ekip tarafından yapılması “Etkin Öğrenme”nin temel ilklerini oluşturuyor. Etkin öğrenme çocuklara seçim yapmaları ve karar almaları için olanak sağlayan bir öğrenme modelidir. Bu modelde oyun yeri belli başlı ilgi alanlarını (Evcilik, blok, fen ve doğa, sessiz, kukla, müzik köşesi…vb.) içerecek şekilde düzenlenmektedir. Yetişkinler tutarlı bir günlük program akışı planlıyorlar. Bu düzen, küçük çocukların bir sonraki etkinliğin ne olacağını tahmin etmelerini sağlayarak denetim gücü kazanmalarına yardımcı oluyor. High Scope okul öncesi eğitim yaklaşımında ölçme süreci; ekip çalışması, günlük olayları not alma, günlük planlama ve çocukların ölçümünü kapsıyor.
Çocuklar problemleri çözmek için “Temel / Anahtar Deneyimler”i kullanıyorlar. Çocuk Gelişiminde Yol Gösterici Noktalar olarak nitelendirilen ve çalışmalarımızda bize rehberlik eden temel deneyimler; yaşamları boyunca karşılaşacakları problemlerde çocuklarımıza yardımcı olacak deneyimleri kazandırmayı hedefler ve bir yaşam provası niteliğinde düzenlenmelidir.
MONTESSORİ EĞİTİMİ
Dr. Maria Montessori; yönteminin ana fikrini şu cümle ile özetliyor: ”Kendi kendime veya kendi başıma yapabilmem için bana yardım et.” Maria Montessori’nin çıkış noktası, çocuğun gelişmesi için gerekli tabii gücün kendisinde doğuştan var olduğudur. Montessori metodu çocuğun doğal içsel gelişimine dayalıdır.
Eğitimcinin görevi, gelişim evrelerini ve bu evrelerde çocuğun neleri öğrenmeye gereksinim duyduğunu sürekli gözlem yoluyla belirlemek ve uygun öğrenim ortamını hazırlamaktır.
Montessori eğitiminin bazı önemli özellikleri şunlardır:
Heterojen gruplar
Bağımsız çalışma
Montessori materyalleri belirli özelliklere sahiptirler:
Yanlışlarının kontrol edici olmaları.
Her materyalin yalnızca bir bilgi ve beceriyi geliştirmeye yönelik olması.
Estetik değerinin yüksek oluşu ve natürel oluşları.
ORFF EĞİTİMİ
Müzik, konuşma ve dans, insanın kendini ifade etme araçlarıdır. İster çocuk-genç, ister yaşlı, ister engelli olsun her insanın içinde kendini sanatsal olarak ifade etme becerisi vardır. Carl Orff ve Gunild Keetman'ın bu prensipten yola çıkarak geliştirdikleri "orff Schulwerk" yaklaşımının temelleri 1930’larda Münih’te kurulan Günther okulunda atılmaya başlanmış, bu okulda çocuklarla yapılan müzik ve hareket eğitimi çalışmalarının ürünü olarak "Çocuklar İçin Müzik" adlı beş ciltlik kitap serisi yayımlanmıştır. Bu kitapların yayımlanmasından sonra "Orff Schulwerk" yirminci yüzyılın yükselen müzik pedagojisi sistemlerinden biri haline gelmiştir.
Orff ve Keetman’ın fikirlerinin ve çalışmalarının temelini oluşturan istek; tüm insanların müzik, konuşma, dans ve bu üçünün birleşiminden ortaya çıkan ritim duygusunu hissetmesi ve bu yolla kişilerin içlerindeki yaratıcı gücün tetiklenmesidir. Bu yaratım sonucu ortaya çıkacak ürünler bireylerin kişilik gelişimine katkı sağlayacağı gibi, sosyal ve iletişim becerilerini de geliştirecektir.
TEMEL YAKLAŞIM
"Orff Schulwerk" insanın içinde zaten var olan yaratıcı güçleri açığa çıkarmasına ortam hazırlayan, temelinde ritim, hareket ve konuşma olan, insanların içlerinden geldiği gibi müzik yapıp, dans etmesine, doğaçlama yapmasına olanak tanıyan, insana bütün sanatsal alanları kombine ederek öğrenme, keşfetme, deneme ve yaratma ortamı sunan bir eğitim anlayışıdır.
GEMS PROGRAMI
(Great Explorations in Math and Science)
Gems Programı California Üniversitesi bünyesinde yer alan Lawrance Hall of Science adlı bir fen merkezi tarafından oluşturulmuş ve sürekli gelişen bir programdır.
GEMS etkinlikleri eylemle başlar. Kavramlar, öğrenciler konuyla tanıştıktan ve konu hakkında bir fikre sahip olup soru sormaya başladıktan sonra tartışılmaktadır. Önce yapıp sonra açıklamak şeklindeki bu yöntem, öğrencinin kendiliğinden harekete geçmesini, konunun temelindeki kavram ve fikirleri anlamak için gereken deneyimi edinmesini ve eleştirel düşünmesini sağlamaktadır. İdeal olarak öğrencileriniz, bu etkinliği gerçekleştirerek anlamalarını istediğiniz kavramlara sorularıyla kendiliklerinden yönelecektir.
Oyunla matematik programı, öğrencinin çalışmaya katılımını sağlayan aktif matematik eğitimi sağlamaktadır. Küçük yaşlardan itibaren sayı kavramı ile tanışma, karşılaştırma yapma, gruplama yapma, tahminde bulunma, dizi, seri oluşturma, işlem özelliklerini anlama gibi matematikteki temel zihinsel süreçleri göz önüne alarak etkinlikler uygulanmaktadır. Gems; fen-matematik programı ile birbirini tamamlamaktadır. Bu program hem öğrencilerin matematikten zevk almalarını ve daha sonraki eğitimlerinde matematiğe karşı olumlu bir tutum edinmelerinin sağlamaktadır.
“İyi” sorular sormayı öğrenmek eğitimin en zorlayıcı yönlerinden biridir. İyi sorular konusunda hepimizin katılabileceği bazı düşünceler şunlardır; Bir tek yanıtı olmayan sorular öğrencilerin yaratıcı düşüncelerini daha çok desteklemektedir. Bazı sorular daha kapsamlı düşünmeyi gerektirmektedir ve böylece öğrenciler incelemeye ve değerlendirmeye teşvik edilmiş olurlar.